Çook uzun zamandan sonra yine seninleyim hutacım.Sen de benim gibi görünürde hiç değişmemişsin.Ama eminim biraz kırgınlık bi sıkıntı bi bulantı yaşıyosundur.Bende kısa bir süre yaşadım bunları.Çok şey yapasım var ama ben fikir adamıyım uygulama kısmi ilgi alanım dışında kalıyo biraz.Mileeen de dedii gibi bişeyler yapmazsan içinde patlıyo hevesin.
Geçen gün banyoda aklıma bişey geldi( son zamanlarda genellikle banyoda bişeyler gelio aklıma) Altıncı hisden bir sahne.. Okadar hoşuma gitmişki beynimin bi köşesine özenle saklamışım.Her çok sevdiim ve değer verdiğim şey gibi bi süre kullanmaktan kaçınmışım.Ama bu boşluk anımda kullanmaya karar verdim.Ayy amma uzattım canım.Kendimi bulduğum sahnede... hayranı olduğum çocuk malum başrol oyuncusu okuldan gelir ve annesi onu karşılar.okulun bugün nasıl geçtiğini ve neler yaptığını sorar gayet hüzünlü ve yaşından büyük olgunlukta gözüken çocuğa.Çocuk bi süre sessiz kalır.Çünkü anlatılacak pek işey yoktur.Bunun üzerine anne anlatmaya başlar.Mesela ben bu gün bir piyango bileti aldım ve büyük ikramiyeyi kazandım daha sonra embesil patronuma giderek istifa ettim ve bütün gün istediğim kadar gezdim ve dondurma yedim der.Oyunu anlayan çocuk başlar anlatmaya....
işte gerçekten ihtiyacım olan şey dedim.(Sanırım biraz yüksek sesle söylemişim zeynep bişey istedim sanmış) Ve ömrüm boyunca neden günlük tutamadığımı anladım asla yazmak istediklerimi yaşamadım tam anlamıyla ben deee yaşmak istediklerimi yaşamış gibi yazmaya karar verdim.Hem bu beni büyük beklentilerden kurtarıcak hem de en güzel beklentileri gerçek yapıcak.Veeeee tabiki günlüğümü huta ya yazmaya karar verdim:)
şimdilik bu kadar dedim ya fikir adamıyım diye.Yakında başlıcaam:))
20 Mart 2008 Perşembe
guvercin
blogcum sana köle kampından seslenmekteyim
dün ice bana anorganik dersinden sıkılıp bu sınıfta 80 florasan var didi ben o anda termoda dövüle dövüle kimya öğrenimi görüyodum - öğrencinin kafasına kafasına bastırma yöntemiyle eğitimi deniyolar - (ki eğitim şart dimi) ben de bu sınıfta yaklaşık yüz köle var didim ona
gülüzerdik isimli kız çocuğu şu an derste o diil de pazartesi sekiz buçuğa kadar sürdü dersi oysa o geceyarısı gelirim heral şimdi derse giriyoruz dediydi bana saat yedide:D
dün gece eğer vaktim olsaydı köle kampının göbeğinden seslenicektim sana yurttan bi ses olarak ama kısmet bu işler dimi ya dimi ya
bi de şu an öğrendiğime göre na2co3e fenolftaleyn katarsak nahco3 metil oranj da katarsak naclye kadar gidiyo. baştan metil oranj katarsak sonuna kadar gider kısaca
artık unutmıcam bunu bu platformdan paylaştığıma göre
oralarda silinicek bi yer varsa gelir onuda hallediveririz iki dakkalık iş hutacım (bebe burda onuda yanlış yazılmış de ayrı yazılmalı)
öptüm canım
dün ice bana anorganik dersinden sıkılıp bu sınıfta 80 florasan var didi ben o anda termoda dövüle dövüle kimya öğrenimi görüyodum - öğrencinin kafasına kafasına bastırma yöntemiyle eğitimi deniyolar - (ki eğitim şart dimi) ben de bu sınıfta yaklaşık yüz köle var didim ona
gülüzerdik isimli kız çocuğu şu an derste o diil de pazartesi sekiz buçuğa kadar sürdü dersi oysa o geceyarısı gelirim heral şimdi derse giriyoruz dediydi bana saat yedide:D
dün gece eğer vaktim olsaydı köle kampının göbeğinden seslenicektim sana yurttan bi ses olarak ama kısmet bu işler dimi ya dimi ya
bi de şu an öğrendiğime göre na2co3e fenolftaleyn katarsak nahco3 metil oranj da katarsak naclye kadar gidiyo. baştan metil oranj katarsak sonuna kadar gider kısaca
artık unutmıcam bunu bu platformdan paylaştığıma göre
oralarda silinicek bi yer varsa gelir onuda hallediveririz iki dakkalık iş hutacım (bebe burda onuda yanlış yazılmış de ayrı yazılmalı)
öptüm canım
4 Mart 2008 Salı
guvercin
fikrinizi soran mı oldu lan diyip güldüm özür diliyorum sayın hutalar hayır benim gibi hipopotamın önde gidenine (evet genelde sürünün önünde ben gidiyorum su sıcakmı bakıyorum) bakmayın yazın okuyalım merak ederim ben
huta dediin düşünmez huta dediin sık sık acıkır huta dediin aslında derse verilen beş dakikacık arada gidip hocanın olduğu tuvaletin kapısını açmayı becermese iyi olur ama elden ne gelir böyle şeyler oluyo huta dediin atar tutar huta dediin şöyledir böyledir cart curt
huta dediin vizeödevvize vizevizeödev ödevödevvize ödevödevödevödevödevödev
bide
gülüüüüüüüüüüz o tatlıdan yiyin emi çok dayanmazmış ooo yeni örendim
not: aklıma gelmişken önde önünde genelde ve aslındadaki deler birlikte yazılır bebebebebebebe
huta dediin düşünmez huta dediin sık sık acıkır huta dediin aslında derse verilen beş dakikacık arada gidip hocanın olduğu tuvaletin kapısını açmayı becermese iyi olur ama elden ne gelir böyle şeyler oluyo huta dediin atar tutar huta dediin şöyledir böyledir cart curt
huta dediin vizeödevvize vizevizeödev ödevödevvize ödevödevödevödevödevödev
bide
gülüüüüüüüüüüz o tatlıdan yiyin emi çok dayanmazmış ooo yeni örendim
not: aklıma gelmişken önde önünde genelde ve aslındadaki deler birlikte yazılır bebebebebebebe
3 Mart 2008 Pazartesi
burak tan huta ya ,yorum bekliyoruz :):)
Compassion in the jungle, compassion in your hands..
Bazen, denir ki birinin gitmesine izin vermek, çıkıp gitmesine hayatınızdan, aslında kendini özgür bırakmaktır. Sevmediğin kişiyi senin zihninde tutan o bağlar o hayatını yaşadıkça seni de onunla beraber sürükler, uzaklara götürür, hiç bilmediğin diyarlara, zaten auraları uyuşmayan iki ayrı insanın birbirleriyle bağlantıları olmasa asla gitmeyecekleri kabuslara sürükler onları. Kişinin bütün gücüyle de denese kendisine yaşatamayacağı can acısını yaşatır peşine takıldığı kişi, yine de bırakmak o kadar zordur ki bırakana kadar insanlar ya intihar ederler, ya mahvederler hayatlarını, ya da eninde sonunda koşturan atın yularını bıraktıklarında yerlerde sürüklenmekten paramparça olmuşlardır, bir el kalmıştır geriye hala sımsıkı yuları tutan, geriye kalan kişilik, benlik, özsaygı, gurur, yaşam sevinci, onur gibi kavramlar yerdeki cam kırıklarına, çöp tenekelerine, araba lastiklerine kurban gitmiştir. Bırakmak zordur ki o kadar, bilinçaltımız maskeler yüzlerce defa, en zekiler, en gözü açıklar bile kanar onun pırıltılı rüyasına. Kimilerimiz bırakmamayı şövalyelik, onur, haysiyet gibi kavramlara itelelerler, onlarla bir görünür bırakamamak, ¨courtly love¨, bir nevi. Kimilerimiz ise hayali öykülerin kahramanlarında kendini ve sevdiğini bulur, o başkasını sevse de ¨seviyorum¨ demeyi erdem sayar, gururunu kırar, kutsal bir yolda hacı olarak görür kendini, ¨aşk¨’ın gücüne karşı duramaz, durmamalı der ölümlüler, neyiz ki biz karşısında Venüs’ün? Ama unutulmamalıdır ki Venüs’ü yaratanlar da insanlardır, ve insanın yarattığını yine insan yıkar. Kimilerimiz ¨ya benimsin, ya toprağın!¨ der, intikam ister bütün ruhuyla, intikam yakıcıdır, yutması zordur, soğuktur çünkü ama ondan da kötüsü insanın kendini intikam isteyebilecek kadar kötü biri olarak görmeye alışması daha da zordur. Ama nedir, intikam iyidir, tatmin eder, yapılması gereken ama yapılmayandır. Sonunda kendinizi intikam istediğiniz için kirlenmiş, ama yine de bıçağı eline alamayacak kadar iyi bir insan olarak bulursunuz evinizde, odanızda. Eh, Cesur Yeni Dünya. Bazılarımız da -ki onlar en kötüleridir- bir köşeye geçip ağlamak ister, amaçsız, sonuçsuz. Yaşam fazla gelir onlar kadar eksik insanlara, nedir ki onlar, insanlar’ın karşısında? Dünya karşıdır onlara aslında. ¨Kimse umursamıyor¨ derler, farketmezler ki içlerindekileri bilmeye muktedir değildir kimse, eğer dil lâl olmuşsa, kimse bakmaz gözlere, bilmezler. başkalarından beklerler anlaşılmayı o da bir türlü gelmez.. Nitekim nedenler farklı, sonuç aynıdır, derler ya, yağacak yağmuru durdurmaya muktedir kimse yoktur cihanda. Doğaya karşı gelinmez, kızlar her zaman ¨kız¨dır, erkekler her zaman ¨erkek¨. Ne gerek ki durdurmaya zaten, herkese hakettiğini verir doğa ana, haketmediğini elinde tutana hoş gözle bakmaz, çizer cetvelle üzerini keser yaşam düğümünü o ilişkinin. Doğaldır, bir çok insan vardır, bu sınıflara girer, ve daha da fazlası vardır, benim naçizane öngörümün ötesindedirler, onlar için konuşmaya ne dilim yeter, ne kalbim taşır. Bazılarımız bunlardan hiçbiri, bazılarımız hepsi birdendir. Ve, gitmesi gerekenin gitmesine izin vermek, kendini özgür bırakmaktır.
Bazen, denir ki birinin gitmesine izin vermek, çıkıp gitmesine hayatınızdan, aslında kendini özgür bırakmaktır. Sevmediğin kişiyi senin zihninde tutan o bağlar o hayatını yaşadıkça seni de onunla beraber sürükler, uzaklara götürür, hiç bilmediğin diyarlara, zaten auraları uyuşmayan iki ayrı insanın birbirleriyle bağlantıları olmasa asla gitmeyecekleri kabuslara sürükler onları. Kişinin bütün gücüyle de denese kendisine yaşatamayacağı can acısını yaşatır peşine takıldığı kişi, yine de bırakmak o kadar zordur ki bırakana kadar insanlar ya intihar ederler, ya mahvederler hayatlarını, ya da eninde sonunda koşturan atın yularını bıraktıklarında yerlerde sürüklenmekten paramparça olmuşlardır, bir el kalmıştır geriye hala sımsıkı yuları tutan, geriye kalan kişilik, benlik, özsaygı, gurur, yaşam sevinci, onur gibi kavramlar yerdeki cam kırıklarına, çöp tenekelerine, araba lastiklerine kurban gitmiştir. Bırakmak zordur ki o kadar, bilinçaltımız maskeler yüzlerce defa, en zekiler, en gözü açıklar bile kanar onun pırıltılı rüyasına. Kimilerimiz bırakmamayı şövalyelik, onur, haysiyet gibi kavramlara itelelerler, onlarla bir görünür bırakamamak, ¨courtly love¨, bir nevi. Kimilerimiz ise hayali öykülerin kahramanlarında kendini ve sevdiğini bulur, o başkasını sevse de ¨seviyorum¨ demeyi erdem sayar, gururunu kırar, kutsal bir yolda hacı olarak görür kendini, ¨aşk¨’ın gücüne karşı duramaz, durmamalı der ölümlüler, neyiz ki biz karşısında Venüs’ün? Ama unutulmamalıdır ki Venüs’ü yaratanlar da insanlardır, ve insanın yarattığını yine insan yıkar. Kimilerimiz ¨ya benimsin, ya toprağın!¨ der, intikam ister bütün ruhuyla, intikam yakıcıdır, yutması zordur, soğuktur çünkü ama ondan da kötüsü insanın kendini intikam isteyebilecek kadar kötü biri olarak görmeye alışması daha da zordur. Ama nedir, intikam iyidir, tatmin eder, yapılması gereken ama yapılmayandır. Sonunda kendinizi intikam istediğiniz için kirlenmiş, ama yine de bıçağı eline alamayacak kadar iyi bir insan olarak bulursunuz evinizde, odanızda. Eh, Cesur Yeni Dünya. Bazılarımız da -ki onlar en kötüleridir- bir köşeye geçip ağlamak ister, amaçsız, sonuçsuz. Yaşam fazla gelir onlar kadar eksik insanlara, nedir ki onlar, insanlar’ın karşısında? Dünya karşıdır onlara aslında. ¨Kimse umursamıyor¨ derler, farketmezler ki içlerindekileri bilmeye muktedir değildir kimse, eğer dil lâl olmuşsa, kimse bakmaz gözlere, bilmezler. başkalarından beklerler anlaşılmayı o da bir türlü gelmez.. Nitekim nedenler farklı, sonuç aynıdır, derler ya, yağacak yağmuru durdurmaya muktedir kimse yoktur cihanda. Doğaya karşı gelinmez, kızlar her zaman ¨kız¨dır, erkekler her zaman ¨erkek¨. Ne gerek ki durdurmaya zaten, herkese hakettiğini verir doğa ana, haketmediğini elinde tutana hoş gözle bakmaz, çizer cetvelle üzerini keser yaşam düğümünü o ilişkinin. Doğaldır, bir çok insan vardır, bu sınıflara girer, ve daha da fazlası vardır, benim naçizane öngörümün ötesindedirler, onlar için konuşmaya ne dilim yeter, ne kalbim taşır. Bazılarımız bunlardan hiçbiri, bazılarımız hepsi birdendir. Ve, gitmesi gerekenin gitmesine izin vermek, kendini özgür bırakmaktır.
olay budur en hakiki öz hu ta
beklentisiz sevmeyi denediniz mi?
hiç beklentisiz sevdiniz mi?
yani "bugün telefon etmedi" demeden, "şu an nerede acaba?"
diye kendi kendinizi yemeden, "yaş günümü hatırlayacak mı
acaba?" diye bir beklenti içine girmeden...
sevdiniz mi hiç?
onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip ,
onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi?
yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip
ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,
"bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi
bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi" diye düşünüp.
onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve
kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç?
hiç beklemeden çalan bir kapıda,
onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?
beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden...
ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajının
tadına varabildiniz mi hiç?
siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar?
ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç?
"bugün beni hatırlamadı" yerine "hiç beklemiyordum,
senin geleceğini" diyebilmek ne güzeldir oysa...
onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek
ne güzeldir... sahiplenme duygusundan uzak,
sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?
yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile
kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize,
hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
beklentisiz sevin...
ben, beklentisiz seviyorum...
"niye aranmadım" diye düşünüp kendini kendinizi
yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir "seni özledim"
mesajı ile aşkı yakalayın..
beklentisiz sevin...
ben, beklentisiz seviyorum...
o, sizin sevgiliniz oldu için değil.
ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi
davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.
onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin...
sevgiye karışan "beklenti" denen illeti
hemen silin aşkın ak sayfalarından...
göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel...
göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik...
göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin
damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti
zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını..
ben, beklentisiz seviyorum...
onun nerede olduğunu merak etmiyorum...
"beni bugün neden aramadı" diye
geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda...
geleceğe dair hayallerim de yok zaten...
ben, sevgiyi yaşıyorum...
onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli,
o kadar kıymetli ki... gerçekleşmemiş ve
gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları...
beklentisiz seviyoruz...
sevdiğimiz için seviyoruz...
hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... anlık seviyoruz...deneyin... beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün...
beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız...
hiç beklentisiz sevdiniz mi?
yani "bugün telefon etmedi" demeden, "şu an nerede acaba?"
diye kendi kendinizi yemeden, "yaş günümü hatırlayacak mı
acaba?" diye bir beklenti içine girmeden...
sevdiniz mi hiç?
onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip ,
onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi?
yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip
ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,
"bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi
bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi" diye düşünüp.
onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve
kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç?
hiç beklemeden çalan bir kapıda,
onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?
beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden...
ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajının
tadına varabildiniz mi hiç?
siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar?
ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç?
"bugün beni hatırlamadı" yerine "hiç beklemiyordum,
senin geleceğini" diyebilmek ne güzeldir oysa...
onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek
ne güzeldir... sahiplenme duygusundan uzak,
sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?
yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile
kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize,
hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
beklentisiz sevin...
ben, beklentisiz seviyorum...
"niye aranmadım" diye düşünüp kendini kendinizi
yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir "seni özledim"
mesajı ile aşkı yakalayın..
beklentisiz sevin...
ben, beklentisiz seviyorum...
o, sizin sevgiliniz oldu için değil.
ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi
davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.
onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin...
sevgiye karışan "beklenti" denen illeti
hemen silin aşkın ak sayfalarından...
göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel...
göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik...
göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin
damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti
zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını..
ben, beklentisiz seviyorum...
onun nerede olduğunu merak etmiyorum...
"beni bugün neden aramadı" diye
geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda...
geleceğe dair hayallerim de yok zaten...
ben, sevgiyi yaşıyorum...
onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli,
o kadar kıymetli ki... gerçekleşmemiş ve
gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları...
beklentisiz seviyoruz...
sevdiğimiz için seviyoruz...
hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... anlık seviyoruz...deneyin... beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün...
beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız...
28 Şubat 2008 Perşembe
guvercin - yurttan sesler
son bir haftada açık adresim değişmiş olmasına rağmen hutacım sen pek değişmemişsin en son ben yazmışım
şu an gülüzü bekliyorum odadayım aslında şu an ben quize çalışsam bitse diye düşündüm hazır boşken ama bugün çok koşturduum için makinada bu opsiyonu eledim hemen
başka ne var
ben çok ödev yaptım ya:D evet
şu an gülüzü bekliyorum odadayım aslında şu an ben quize çalışsam bitse diye düşündüm hazır boşken ama bugün çok koşturduum için makinada bu opsiyonu eledim hemen
başka ne var
ben çok ödev yaptım ya:D evet
24 Şubat 2008 Pazar
guvercin
hutacım
bir geceyarısı ödevinde yine birlikteyiz
uykumu senne ve tüm her nerede yaşayan ve yaşatılanlarla paylaşmak istedim
öptüm canım
bir geceyarısı ödevinde yine birlikteyiz
uykumu senne ve tüm her nerede yaşayan ve yaşatılanlarla paylaşmak istedim
öptüm canım
23 Şubat 2008 Cumartesi
Bebe
şimdi eskilerden çoooooook eskilerden bir şarkı gönderiyorum enözhakikigerçekhumuslu tartelete
gün güneşli
insanlar neşeli
sende gel oyna susam sokağında
dostluk ve sevgi sarıyor heryeri
gel katıl bize
verelim el ele
sev dünyayı
açılır her kapı
işte susaaam sokaııııı bıdıp bırıbırı
sev dünyayı
açılır her kapı
işte susaaaaam sokaııııııı bıdıpbııııp
böyle bişey olsa gerek
gün güneşli
insanlar neşeli
sende gel oyna susam sokağında
dostluk ve sevgi sarıyor heryeri
gel katıl bize
verelim el ele
sev dünyayı
açılır her kapı
işte susaaam sokaııııı bıdıp bırıbırı
sev dünyayı
açılır her kapı
işte susaaaaam sokaııııııı bıdıpbııııp
böyle bişey olsa gerek
21 Şubat 2008 Perşembe
guvercinbedri
17 Şubat 2008 Pazar
çek elini
yav elinizi klavyeden çekin deken ciddi değildim arkadaşlar :D yazabilirsiniz :D ben yazdıktan sonra kimse cüret edememiş anlaşılan buraya yazmaya...
eheheh... biliyorum canavar cafer karizması var bende :D
eheheh... biliyorum canavar cafer karizması var bende :D
çek elini
çekin ellerinizi klavyedennnn ben geldimm geceleri esen terörrr korkma huta sana birşey yapmam çünkü geceleri hemen uyuyakaldığım için terör doğudan hafif kuvvette meltem olarak esiyor :D doğu diyorum.. çünkü güneş bizim dağdan doğar.
bir hutanın bilmesi gereken yegane bilgi budur! bu bilgi onun en kıymetli hazinesidir :D
evet bütleri biten çek eliniyi artık durdurabilecek bir güç yok... gelmeyişim suskun olmuştu ama yazılarım muhteşem olacak !
lakin şimdi uyumalıyım aslında uykum yok :D gözümü dinlendireceğim efenim :)
hadü eyü geceleeee
bir hutanın bilmesi gereken yegane bilgi budur! bu bilgi onun en kıymetli hazinesidir :D
evet bütleri biten çek eliniyi artık durdurabilecek bir güç yok... gelmeyişim suskun olmuştu ama yazılarım muhteşem olacak !
lakin şimdi uyumalıyım aslında uykum yok :D gözümü dinlendireceğim efenim :)
hadü eyü geceleeee
16 Şubat 2008 Cumartesi
15 Şubat 2008 Cuma
C ve sütlü çay
Dün abuk bi tespitte bulundum(burdan sevgili tespite saygılar sunuyorum)şimdi dün duştayken, hayır duşta neden böyle şeyler düşünüyorum o ayrı tabi ama sevgili ingilizlerin benim tutkuyla bağlı olduğum birçok şeyi 'c' harfiyle başlattığını farkettim, ne işime yaradı o ayrı ama genede birkaç örnek vermek istiyorum; cinema,classical music,chocolate,coffee,cat ve dahada gider, tabi bu genellemeye uymayanlarda var ki bu bütün genellemelerin kaderidir neyse geçtim
Dün ilk defa sütlü çay yapıp içtim yıllarca neye benziyo lan bu salak şey dedikten sonra vakti gelmişti, he neye benziyomuş hiçbir şeye o ayrı,yada ben anlamadım ama çayın tadında pek ciddi bir değişiklik yapmış gibi gelmedi bana, bu denememde sense and sesibility'in çok büyük katkısı var burdan kendisine kucak dolusu ki benim kucağıma pek bişey dolmaz sevgiler gönderiyorum, film boyunca her türlü olayın ortasında bir karakter mutlaka
-bir çay koyuver
-bana bir çay ver
-bilmem kime bir çay ver
-çay alır mıydınız
-çay içseydiniz şeklinde alakasız bir giriş yaptı, hayır normal muhabbetlerin içinde neysede çok ciddi bir konunun ortasında bile rastayınca bu repliğe kendilerinin çayla çalışan robotlar olduğunu düşünmeden edemedim
-hanımefendi durum çok ciddi
-gerçekten mi? sebastian bi çay koy.demek o kadar ciddi?
şeklinde
ama tabi bunun üzerine ben ne yaptım filmi durdurdum ve bir çay koydum, hayır sebastian ben olduğumdan değil, canım çekti ve sebastian izinliydi, siz ingilizseniz bende türküm diyerek çayımı yudumladım filmin geri kalan kısmında
kendileri hakkında bu kadar konuşmuşken kendilerine özendiğimide söylemeden geçemeyeceğim, yıllar öncesinin kıyafetlerini bugüne moda yapan zihniyete sesleniyorum iğrenç taytları hakkettikleri o tozlu sayfalardan çıkarıp karşımıza dikeceğinize o dönemlerin kıyafetlerini moda yapın, buna çok çok sevinirim bende o elbiselerden istiyorum.
yazıma ingiliz olmasada tim burton'la karşılıklı çay içmek istediğimi söyleyerek son vermek istiyorum, isterse çayına sütte katarım
hepinizi seviyorum sevgili humuslu tarteletler ingiliz hükümeti beni yakmadan önce size bunu söylemek istiyorum acaba son isteğim olarak bana sütlü çay verirler mi?
Dün ilk defa sütlü çay yapıp içtim yıllarca neye benziyo lan bu salak şey dedikten sonra vakti gelmişti, he neye benziyomuş hiçbir şeye o ayrı,yada ben anlamadım ama çayın tadında pek ciddi bir değişiklik yapmış gibi gelmedi bana, bu denememde sense and sesibility'in çok büyük katkısı var burdan kendisine kucak dolusu ki benim kucağıma pek bişey dolmaz sevgiler gönderiyorum, film boyunca her türlü olayın ortasında bir karakter mutlaka
-bir çay koyuver
-bana bir çay ver
-bilmem kime bir çay ver
-çay alır mıydınız
-çay içseydiniz şeklinde alakasız bir giriş yaptı, hayır normal muhabbetlerin içinde neysede çok ciddi bir konunun ortasında bile rastayınca bu repliğe kendilerinin çayla çalışan robotlar olduğunu düşünmeden edemedim
-hanımefendi durum çok ciddi
-gerçekten mi? sebastian bi çay koy.demek o kadar ciddi?
şeklinde
ama tabi bunun üzerine ben ne yaptım filmi durdurdum ve bir çay koydum, hayır sebastian ben olduğumdan değil, canım çekti ve sebastian izinliydi, siz ingilizseniz bende türküm diyerek çayımı yudumladım filmin geri kalan kısmında
kendileri hakkında bu kadar konuşmuşken kendilerine özendiğimide söylemeden geçemeyeceğim, yıllar öncesinin kıyafetlerini bugüne moda yapan zihniyete sesleniyorum iğrenç taytları hakkettikleri o tozlu sayfalardan çıkarıp karşımıza dikeceğinize o dönemlerin kıyafetlerini moda yapın, buna çok çok sevinirim bende o elbiselerden istiyorum.
yazıma ingiliz olmasada tim burton'la karşılıklı çay içmek istediğimi söyleyerek son vermek istiyorum, isterse çayına sütte katarım
hepinizi seviyorum sevgili humuslu tarteletler ingiliz hükümeti beni yakmadan önce size bunu söylemek istiyorum acaba son isteğim olarak bana sütlü çay verirler mi?
14 Şubat 2008 Perşembe
guvercinbensenobizsizonlar
içimde karşı konulamaz bi toparlama isteği olduğu için ve yerimden kalkmaktan çok uzak bi yorgunlukta olduğum için buraya şöyle bi genel durum raporu yazmak herkesi bi başlık altında toplamak istiyorum girin bakim başlığın altına ıslanıcaksınız orda
şimdi bebe huta hakkında bildiğim şeyler salı günü dedikodu yapmış ve dün gece film izleyecekti beni yarım saat uğraştırdıktan sona galiba kapadı gitti tam hatırlamıyorum
enhakikigerçeköz humuslu tartelet pazartesi gene gidiyo. (noktanın altını çiziyoruz bidaha bidahaaaaa)
milek hutayı geçen gün unuttum akabinde bilekleri dikine kestim
gülüz huta yurtta bugün gördüm sevdin mi dedim yurt işte didi
beşinci kimdi ya.. kimi unuttuysam hay beni ev cinleri götürsün
gamzi hutanın bütleri bitti gamziiiiiiiiiiiiiiiiiii bigün buraya bakçanmııııııııııııı
o diil de annem demin hapşırdı iyi geceler dedim bu çok şey anlatıyo galiba tek başına
yok ya yorgun diilim bakmayın ilk hafta geçti alıştım ukum bile yok
benim lan benim beşinci
şimdi bebe huta hakkında bildiğim şeyler salı günü dedikodu yapmış ve dün gece film izleyecekti beni yarım saat uğraştırdıktan sona galiba kapadı gitti tam hatırlamıyorum
enhakikigerçeköz humuslu tartelet pazartesi gene gidiyo. (noktanın altını çiziyoruz bidaha bidahaaaaa)
milek hutayı geçen gün unuttum akabinde bilekleri dikine kestim
gülüz huta yurtta bugün gördüm sevdin mi dedim yurt işte didi
beşinci kimdi ya.. kimi unuttuysam hay beni ev cinleri götürsün
gamzi hutanın bütleri bitti gamziiiiiiiiiiiiiiiiiii bigün buraya bakçanmııııııııııııı
o diil de annem demin hapşırdı iyi geceler dedim bu çok şey anlatıyo galiba tek başına
yok ya yorgun diilim bakmayın ilk hafta geçti alıştım ukum bile yok
benim lan benim beşinci
12 Şubat 2008 Salı
guvercin
uyucadım uyuyamadım bi çocuk beni aradı dergilerini istedi ben de rüya görüyorum sandım "dergilerinizi? benden istiyosunuz??" dedim evet dedi bi süre düşündüm sona anladım ordaki teze burda bi bu kızın adı yazıyo git ona sor öğren demiştir o da uyumaya çalıştığım saati beklemiştir
7 Şubat 2008 Perşembe
guvercin
bugünün büyük bi kısmını unutmak amacında olsam da seninle system shutdown anlarımdan birini paylaşmak istiyorum blogcum
bankada 40 küsür kişi bekledikten sonra kamp kurduğum köşeden kalktım üstüne üstlük zeki bi anımdı numaram 1. yerde yanmasına rağmen insanların 7de toplaştığını gözlemleyip oraya gittim. bir süre sonra kulağımda kulaklıklar bankacı amcaya ööööle bakmakta olduğumu farkettim. insanların böyle anlarına alışmış olacak ki bir süredir dudaklarının kıpırdadığını farkedip kulaklıkları çıkardığımda bana sabırla "bir işleminiz mi vardı bayan" dedi. içimden "yok size bakmaya geldim galiba çıkıcam şimdi işim bitti" diyecek kadar süre bekledikten sonra "kı..kıredi için gelmiştim" diyebildim o da bana giderek sinirleniyorum kendini bil sesiyle "ne kredisi" dedi
bankada 40 küsür kişi bekledikten sonra kamp kurduğum köşeden kalktım üstüne üstlük zeki bi anımdı numaram 1. yerde yanmasına rağmen insanların 7de toplaştığını gözlemleyip oraya gittim. bir süre sonra kulağımda kulaklıklar bankacı amcaya ööööle bakmakta olduğumu farkettim. insanların böyle anlarına alışmış olacak ki bir süredir dudaklarının kıpırdadığını farkedip kulaklıkları çıkardığımda bana sabırla "bir işleminiz mi vardı bayan" dedi. içimden "yok size bakmaya geldim galiba çıkıcam şimdi işim bitti" diyecek kadar süre bekledikten sonra "kı..kıredi için gelmiştim" diyebildim o da bana giderek sinirleniyorum kendini bil sesiyle "ne kredisi" dedi
6 Şubat 2008 Çarşamba
asabiyim ben
sevgili humuslu tartelet,
bugün canım biraz sıkkın.neden acabaaa? dediini duyar gibiyim.Bugün ki asabiyetimin sebebi bi parça paradoks oluşturuyor.Bazı insanlara gereğinden fazla değer veriyor ve önemsiyorum.Beni kırmalarına maalesef izin veriyorum.Artık kırılmasam bile farkındayım etkileniyorum.Benim için önemsiz ve silik kişlere gereğinden fazla değer vermem ve artık vermek istememem ama yine de bu konu hakkında yazmam biraz saçma oluyo.Nese burası son nokta ossun.
bebebebebebebebebebe sini siviyoruuuuuum.bende be be istiyorum.Saksıda yetişen cinsinden vaamı sinin?
bugün canım biraz sıkkın.neden acabaaa? dediini duyar gibiyim.Bugün ki asabiyetimin sebebi bi parça paradoks oluşturuyor.Bazı insanlara gereğinden fazla değer veriyor ve önemsiyorum.Beni kırmalarına maalesef izin veriyorum.Artık kırılmasam bile farkındayım etkileniyorum.Benim için önemsiz ve silik kişlere gereğinden fazla değer vermem ve artık vermek istememem ama yine de bu konu hakkında yazmam biraz saçma oluyo.Nese burası son nokta ossun.
bebebebebebebebebebe sini siviyoruuuuuum.bende be be istiyorum.Saksıda yetişen cinsinden vaamı sinin?
guvercin
blogcum demin yanımda dağlar devrildi ben de (ayrı yazılır bebe bağlaç olan de) önce iceye sona sana koştum
bi düzenek kurup telefonu tetikleyici olarak tam ortasına yerleştirmişim rapor gelince oda (oda birleşik yazılır bebe bildiğin oda) yıkılsın diye
telefon titredi ve titredikçe şarj kablosu onu ittirdi o yüzden titrerkene temas halinde olduğu bardağa vurup beni korkutan kesintisiz bi ses çıkardı bardak sidi kutusuna çarptı masa oynaştı sona artık bundan kaçınamam deyip baktım bişi yokmuş telefon çalmış
bi düzenek kurup telefonu tetikleyici olarak tam ortasına yerleştirmişim rapor gelince oda (oda birleşik yazılır bebe bildiğin oda) yıkılsın diye
telefon titredi ve titredikçe şarj kablosu onu ittirdi o yüzden titrerkene temas halinde olduğu bardağa vurup beni korkutan kesintisiz bi ses çıkardı bardak sidi kutusuna çarptı masa oynaştı sona artık bundan kaçınamam deyip baktım bişi yokmuş telefon çalmış
5 Şubat 2008 Salı
Bebe
Obsesifim, öğrendiğim üzere tdk dilinde takınçlıyım.Daha açık olmak gerekirse belli bir konu üzerinde gereğinden fazla ilgiliyim.konu mu? Tim Burton tabi, az önce bu herifi kendimden geçmeden en fazla 5 dakika izlediğimi farkettim ve sana sarılmaya karar verdim sevgili humuslu tartelet neden mi?ne bileyim ben yaaa..
Az önce tiramisu yaptım en sevdiğim sütlü tatlı denilebilir kendisine daha yemedim, umarım iyi olmuştur, sabah odamın tipini değiştirdim, omurgamın yamulmaya başladığını farkeden annem bana acımış ve bana yeni yatak almış olduğu için giriştim bu işte, eşyaların yeriyle falan oyandım, atılacak birşeyler aradım ki bulamadım hiçbişeyi atamayan ben gene aaaa bu bilmem nerde aldığım otobüs bileti, buda bilmem ne filminin bileti, aaaaa onu atamam oynadığımız oyunun kağıtları şeklinde tek tek bakıp,yerlerine koydum ve farkettim ki onlara sadece bişeyler atmaya çalıştığımda bakıyorum ,olsun seviyorum kalsınlar.
bu arada nedense belirtmek istedim, benim artık bi klaketim var.hıh(sema almış)böle evde eeennnnnnnnnddd ekşııııııın şeklinde dolaşıp, eğleniyorum, burdan yetkililere sesleniyorum,bana tim burton'ı getiriiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin, ay pardon araya karıştı şey ne diyodum, bana bir set ve bir kamera verin,yoksa rehineleri tek tek öldürürüm.Ay allahım gene saçmaladım.Yoo niye saçmalamış olayım ki babndır saçma.Babamı bu işe karıştırma.Baban bu işe çokta bulaştı adamım hatta beline kadar bu boka battı onu sen bile kurtaramazsın.Sen kimsin ya babamı nerden tanıyosun,laaaaaaaaann dağıtırım buraları.Ben senim adamım cinayetleri işleyen de sendin,beni sen yarattın.Sevgili blog ben kaçıyorum.
Sevgili csi amcalar bana inanmayın,onada inanmayın kimseyi öldürmüşlüğüm yok, yok illa biri gelecekse vorik yada gil gelsin,hepinizi seviyorum ve bu yazıyı olabildiğince az kişinin okumasını temenni ediyorum
Hiç hatam var mı cireeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeennnn???
Az önce tiramisu yaptım en sevdiğim sütlü tatlı denilebilir kendisine daha yemedim, umarım iyi olmuştur, sabah odamın tipini değiştirdim, omurgamın yamulmaya başladığını farkeden annem bana acımış ve bana yeni yatak almış olduğu için giriştim bu işte, eşyaların yeriyle falan oyandım, atılacak birşeyler aradım ki bulamadım hiçbişeyi atamayan ben gene aaaa bu bilmem nerde aldığım otobüs bileti, buda bilmem ne filminin bileti, aaaaa onu atamam oynadığımız oyunun kağıtları şeklinde tek tek bakıp,yerlerine koydum ve farkettim ki onlara sadece bişeyler atmaya çalıştığımda bakıyorum ,olsun seviyorum kalsınlar.
bu arada nedense belirtmek istedim, benim artık bi klaketim var.hıh(sema almış)böle evde eeennnnnnnnnddd ekşııııııın şeklinde dolaşıp, eğleniyorum, burdan yetkililere sesleniyorum,bana tim burton'ı getiriiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin, ay pardon araya karıştı şey ne diyodum, bana bir set ve bir kamera verin,yoksa rehineleri tek tek öldürürüm.Ay allahım gene saçmaladım.Yoo niye saçmalamış olayım ki babndır saçma.Babamı bu işe karıştırma.Baban bu işe çokta bulaştı adamım hatta beline kadar bu boka battı onu sen bile kurtaramazsın.Sen kimsin ya babamı nerden tanıyosun,laaaaaaaaann dağıtırım buraları.Ben senim adamım cinayetleri işleyen de sendin,beni sen yarattın.Sevgili blog ben kaçıyorum.
Sevgili csi amcalar bana inanmayın,onada inanmayın kimseyi öldürmüşlüğüm yok, yok illa biri gelecekse vorik yada gil gelsin,hepinizi seviyorum ve bu yazıyı olabildiğince az kişinin okumasını temenni ediyorum
Hiç hatam var mı cireeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeennnn???
guvercin
merhaba blog
ben müminoğlu ciren müminoğlu ve filmden sonra ne yapacağımı hayatıma nası devam edeceğimi hiç düşünmemiştim o filmin bir sonu olduğu aklıma gelmemiş
hatta bu sorunumu bebe hutayla şöyle paylaştım
bostancı :
mitti.ihi
bostancı :
filmden sonasını hiç düşünmedim
bostancı :
napıcamı
bostancı :
:D
sadece beebe(geçektenmeşgul):
:D
sadece beebe(geçektenmeşgul):
yaaaa kalırsın öle:D
sadece beebe(geçektenmeşgul):
ben duşa gircem az sona
sadece beebe(geçektenmeşgul):
:D
bostancı :
hayatımın filme kadar olan kısmını planlamıştım şindi napıcamı hiç bimiyorum:DD:
bostancı :
napsam arizonayamı taşınsam
bostancı :
ben sibiryaya balık avlamaya gidiyorum
bostancı :
balıklara ölüüüüüüüüüüm
bostancı :
sibirya iki ayaklılarındı onnarın kalacakk
bostancı :
etnik minority onnar hem
sadece beebe(geçektenmeşgul):
:DD:
bebe huta da bıcıya gitmeden önce bir film daha izlememi ya da pencereden havuza atlamayı denememi önerdi ikinciyi yapmayı düşünüyorum ama bikinimi bulamadım bikiniye küçükken mikini dermişim dalga geçerlermiş sonuçta büyüyüp benim çıkacağımı bilselerdi önemsemezlerdi bence sünepe künefe dimi yani
he bi de gelmişken otur şunu annatim otu otu çay koydum bugün ki kendisi öğrenim hayatımın 15. yılının 2. döneminin 2. günü fiziğin dünyadaki en atmasyon şey olduğunu anladım "götünüzden uydurmuşunuz lan" diyerek yazmaya devam ettim hoca da o ara faraday'in kurala indirgemediğini hep deneylerle çalıştığını söyledi beni teselli edercesine burdan faraday'e selam ediyorum türkiyeye gelirse konserine gitmeyi düşünüyorum
ice de ona bu anımı anlattığımda bana bu kadar sene boşuna beklediğimi ona sorsaydım fiziğin ne kadar gereksiz saçma mantıksız bişey olduğunu bana anlatacağını belirtti bence haklı ona sormalıydım ben 15 senelik eğitimi seçtim o düştüğüm gün sorabilirdim örneğin aklımda kalırdı üstelik tek çocukluk anım çünkü kendisi
o düştüğüm günün de çocukluğuma dair tek anımsadığım şey olduğunu bana ice öğretti
bildiğim herşeyi sana borçluyum ice:D bebe senden de teknik bilgi alıyorum bunu biliyoruz nası uygulucaz tamam mouse'un ortasında tuş var ama basınca noluyo
sanırım bu kadar blog
filmden sonra sana gelip bunları anlatmak da varmış
öptüm canım
arayı açmayalım
ben müminoğlu ciren müminoğlu ve filmden sonra ne yapacağımı hayatıma nası devam edeceğimi hiç düşünmemiştim o filmin bir sonu olduğu aklıma gelmemiş
hatta bu sorunumu bebe hutayla şöyle paylaştım
bostancı :
mitti.ihi
bostancı :
filmden sonasını hiç düşünmedim
bostancı :
napıcamı
bostancı :
:D
sadece beebe(geçektenmeşgul):
:D
sadece beebe(geçektenmeşgul):
yaaaa kalırsın öle:D
sadece beebe(geçektenmeşgul):
ben duşa gircem az sona
sadece beebe(geçektenmeşgul):
:D
bostancı :
hayatımın filme kadar olan kısmını planlamıştım şindi napıcamı hiç bimiyorum:DD:
bostancı :
napsam arizonayamı taşınsam
bostancı :
ben sibiryaya balık avlamaya gidiyorum
bostancı :
balıklara ölüüüüüüüüüüm
bostancı :
sibirya iki ayaklılarındı onnarın kalacakk
bostancı :
etnik minority onnar hem
sadece beebe(geçektenmeşgul):
:DD:
bebe huta da bıcıya gitmeden önce bir film daha izlememi ya da pencereden havuza atlamayı denememi önerdi ikinciyi yapmayı düşünüyorum ama bikinimi bulamadım bikiniye küçükken mikini dermişim dalga geçerlermiş sonuçta büyüyüp benim çıkacağımı bilselerdi önemsemezlerdi bence sünepe künefe dimi yani
he bi de gelmişken otur şunu annatim otu otu çay koydum bugün ki kendisi öğrenim hayatımın 15. yılının 2. döneminin 2. günü fiziğin dünyadaki en atmasyon şey olduğunu anladım "götünüzden uydurmuşunuz lan" diyerek yazmaya devam ettim hoca da o ara faraday'in kurala indirgemediğini hep deneylerle çalıştığını söyledi beni teselli edercesine burdan faraday'e selam ediyorum türkiyeye gelirse konserine gitmeyi düşünüyorum
ice de ona bu anımı anlattığımda bana bu kadar sene boşuna beklediğimi ona sorsaydım fiziğin ne kadar gereksiz saçma mantıksız bişey olduğunu bana anlatacağını belirtti bence haklı ona sormalıydım ben 15 senelik eğitimi seçtim o düştüğüm gün sorabilirdim örneğin aklımda kalırdı üstelik tek çocukluk anım çünkü kendisi
o düştüğüm günün de çocukluğuma dair tek anımsadığım şey olduğunu bana ice öğretti
bildiğim herşeyi sana borçluyum ice:D bebe senden de teknik bilgi alıyorum bunu biliyoruz nası uygulucaz tamam mouse'un ortasında tuş var ama basınca noluyo
sanırım bu kadar blog
filmden sonra sana gelip bunları anlatmak da varmış
öptüm canım
arayı açmayalım
4 Şubat 2008 Pazartesi
bebe
Sallama çayları sevmiyor değilim helede şu güzel meyve karışımları falan süper oluyo kendileriyle anlaşamadığımız sadece bir nokta var tek bir nokta oda(nda) paketlerinin üzerinde yazan demlemesi için bilmem kaç dakika bekleyin de geçen süre, şöyleki demlemesi gereken süreyi beklediğimde ve çayımı hazırlayıp odama geldiğimde çayımı zevkle içebilmem için sadece birkaç dakikam kalıyo buda beni fazlasıyla uyuz ediyo. Buda böyle bi anımdı sevgili hutalar sizlerle paylaştım mutluyum yarışmacı arkadaşlara başarı falanda dilemem kim ki onlar kim yarışıyo lan benle.hıh
3 Şubat 2008 Pazar
tembel
yarın ki planımı ballandıra baallandıra anlatmak istiyorum.tatli bitenler okumasa daa iyi olur.Uykum bitince ki bu yaklaşık 11 gibi olur gözlerimi ne bir saat alarmı ne de saat çalmamış geç kalmışız lan çığlıklarıla açmıcam.Kendi rıza ve irademle uyanıp bünyemi yarım saat daha uyumaya zorlıcam.Bunu yaparken de keyifle 'bu mukavemet çalışırken uykusuz kaldığım gün için' diicem.Eğer acıkmışsam ki acıkmamayı planlıyorum mutfaa doldurduum abur cuburlardan gözüme ilk çarpanı yicem vee henüz soğumamış olan yatağıma dönüp bilgisayarımı kucaama alıp csı islemee başlıcam.boynum ve sırtım ağrıdıında ki muhtemelen tuvaletim gelmiş olcak evin içinde kısa bi tur atıcam ve sıcaak bi banyo yapmaya karar vericem.Bornozumla csı ve başka şeyler izlemeye devam edicem.şimdilik planlarım bu kadar...
şebnem ferah hastasıyım
* yürekler alınmaz pulla parayla
kim yenmiş kaderi duayla
*kaderi yenmeden utandım kendimden
daha sevilmeden bebeğiden önce vazgeçtim dünyadan
*öyle bir rol vermişler ki okudum okudum anlamadım
kendi kendime konuştum bazen evimde hem kızdım hem güldüm halime
sonra dedimki söz ver kendine
denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin
sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyorsan düşmeyi de bileceksin
korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin
öyle çok değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.
*Bakıyorum aynaya her gece,
İçim rahat, biraz yorgunum sadece.
Hayatıma giren herkese,
Yaşanmış her şeye
Teşekkürler büyüyorum sizinle
Teşekkürler, büyüyorum sizinle...
*bıçakla keser gibi kesip atabilmek bütün her şeyi
kesebiliyorsan ruhumu, dene; duygularımı, yüreğimi
*Gücün var mı sevgilim
Derin sularda inci tanesi aramaya
Cesaretin kaldıysa
Hala benle aşktan konuşmaya
Söyle canım sevgilim
Hayat bize oyun oynuyor olabilir mi
Yorgun gibi bir halin var
Duyguların karışık olabilir mi
Sil baştan başlamak gerek bazen
Hayatı sıfırlamak
Sil baştan sevmek gerek bazen
Herşeyi unutmak
kim yenmiş kaderi duayla
*kaderi yenmeden utandım kendimden
daha sevilmeden bebeğiden önce vazgeçtim dünyadan
*öyle bir rol vermişler ki okudum okudum anlamadım
kendi kendime konuştum bazen evimde hem kızdım hem güldüm halime
sonra dedimki söz ver kendine
denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin
sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyorsan düşmeyi de bileceksin
korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin
öyle çok değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.
*Bakıyorum aynaya her gece,
İçim rahat, biraz yorgunum sadece.
Hayatıma giren herkese,
Yaşanmış her şeye
Teşekkürler büyüyorum sizinle
Teşekkürler, büyüyorum sizinle...
*bıçakla keser gibi kesip atabilmek bütün her şeyi
kesebiliyorsan ruhumu, dene; duygularımı, yüreğimi
*Gücün var mı sevgilim
Derin sularda inci tanesi aramaya
Cesaretin kaldıysa
Hala benle aşktan konuşmaya
Söyle canım sevgilim
Hayat bize oyun oynuyor olabilir mi
Yorgun gibi bir halin var
Duyguların karışık olabilir mi
Sil baştan başlamak gerek bazen
Hayatı sıfırlamak
Sil baştan sevmek gerek bazen
Herşeyi unutmak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
