28 Nisan 2008 Pazartesi

_hayal_

bugün güneşin doğuşunu dünyanın en güzel yerlerinden birinde kelebekler vadisinde seyrettim.Kelebekler teker teker hayat buldu gözlerimin önünde.Güneş içimi ısıtmaya başladığında bir bulutun üstüne atlayıp ölündenizin üstünden iki güzel mavinin arasında süzüldüm.Yanımda uçan martılarla sohbet ettik biraz.Karnım acıkmaya başlamıştı yavaştan.Böylesine güzel başlamış bi günde ne yemeli diye düşünürken aklıma hayali bile ağzımı sulandırmaya yetecek kan kırmızı karpuzlar geldi.Bir dilim mutluluk gibi bir dilim aşk gibi yedim bitirdim.Güneş o kadar tatlı ısıtıyodu ki içimi bi an tüm ağırlığımı yumuşak yastıklarla kaplı bir hamağa vermek istedim. İki kocaman çınar arasına kurulmuş bembeyaz hamağa uzanırken yaşlı çınarlar geçmişi annattılar bana... uzuuun uzuuun konuştuk içim geçmiş öyle huzurlu bi histi ki bu nefes almak gibii.. uyandım...

14 Nisan 2008 Pazartesi

guvercin

hani yorgun argın evimize doğru yol alırken ibbnin toplu taşımadaki insan sayısını yüzde 47 arttırdık yazısını görüyoz ertesi sabah köprüde bu sefer öbür yöne doğru seyir halindeyken de aklımıza geliyo ya huta kesinlikle iyi bok yediniz allahın cezaları demiyoruz dimi bela okumak iyi bişi diil çünkü

daha seyreltik asit dahada dahadaaaaaaaaaaa

11 Nisan 2008 Cuma

bebe

Çok sevgili pek saygılı humuslu tartelet seni pek bi yalnız pek bi boynu bükük görüyorum kaç zamandır içim acıyo inanır mısın? Ama takdir edersinki çalışıyoruz be kuzum , her neyse kalıp seninle konuşmak isterdim ama yarın bitki morfolojisiyle açılışını yapacağım bir vize haftam var sadece şöyle bir uğrayıp yalnız değilsin hep arkandayız demek istedim ve dedim gidiyorum
Not: En gerçek öz hakiki humuslu tartelet, bir kere seni arayıp cevap alamamamı ve bir aradığımda da yüzüme kapatmanı kesinlikle benimle ilişkini kesmeye çalıştığın yada benden kaçtığın şeklinde yorumlamıyor ve sana dana sıklaliden mutlaka mantıklı bir açıklaması vardır şarkısını gönderiyorum
sevgiler saygılar
sadece bebe.(nokta)

3 Nisan 2008 Perşembe

guvercin

sevgili huta
son günlerde - ki bu cidden son iki üç günü temsil ediyo - bi filin kış uykusuna yattığında uyuyabileceği kadar uyudum sanırsam (filler kış uykusuna yatmaz dimi bence yatmaz bebe biyolog sensin ama ben afrikada yaşasam ben yatmam örneğin hem sıcak hem de dedim ya yeteri kadar uyudum adam olana çok gelir bi daha hiç uyumaz)
neyse sapıyoruz amaçtan uykum geldi cümlesi artık uyarıcı bi anlam taşımaya başladı benim için yani koşuuun uykum geldiiii bana yatıcak bi yer gösteriiiiin güm tarzında
her yattığım anda uyuduumda aklıma en hakiki öz gerçek huta geliyo ayrıca

25 Mart 2008 Salı

guvercin - akm

bak şimdi huta
eulerde yukarda u v yada w sabitken aşağıda x y z t diye gidiyo
eulerin parametreleri u v w
lagrangeın x y z
bunları ne yarın ne soraki vizede ne finalde hiçbir zaman unutmak istemiyorum huta bunu böyle bilesin ve düşünüp ibret alasın gamzi sözüyle

kısaltılıp üç harfe indirgenen derslerle aram hiç iyi diil huta

guvercin yazmışım hep öyle mi yapıyom ben

20 Mart 2008 Perşembe

hu ta

Çook uzun zamandan sonra yine seninleyim hutacım.Sen de benim gibi görünürde hiç değişmemişsin.Ama eminim biraz kırgınlık bi sıkıntı bi bulantı yaşıyosundur.Bende kısa bir süre yaşadım bunları.Çok şey yapasım var ama ben fikir adamıyım uygulama kısmi ilgi alanım dışında kalıyo biraz.Mileeen de dedii gibi bişeyler yapmazsan içinde patlıyo hevesin.
Geçen gün banyoda aklıma bişey geldi( son zamanlarda genellikle banyoda bişeyler gelio aklıma) Altıncı hisden bir sahne.. Okadar hoşuma gitmişki beynimin bi köşesine özenle saklamışım.Her çok sevdiim ve değer verdiğim şey gibi bi süre kullanmaktan kaçınmışım.Ama bu boşluk anımda kullanmaya karar verdim.Ayy amma uzattım canım.Kendimi bulduğum sahnede... hayranı olduğum çocuk malum başrol oyuncusu okuldan gelir ve annesi onu karşılar.okulun bugün nasıl geçtiğini ve neler yaptığını sorar gayet hüzünlü ve yaşından büyük olgunlukta gözüken çocuğa.Çocuk bi süre sessiz kalır.Çünkü anlatılacak pek işey yoktur.Bunun üzerine anne anlatmaya başlar.Mesela ben bu gün bir piyango bileti aldım ve büyük ikramiyeyi kazandım daha sonra embesil patronuma giderek istifa ettim ve bütün gün istediğim kadar gezdim ve dondurma yedim der.Oyunu anlayan çocuk başlar anlatmaya....
işte gerçekten ihtiyacım olan şey dedim.(Sanırım biraz yüksek sesle söylemişim zeynep bişey istedim sanmış) Ve ömrüm boyunca neden günlük tutamadığımı anladım asla yazmak istediklerimi yaşamadım tam anlamıyla ben deee yaşmak istediklerimi yaşamış gibi yazmaya karar verdim.Hem bu beni büyük beklentilerden kurtarıcak hem de en güzel beklentileri gerçek yapıcak.Veeeee tabiki günlüğümü huta ya yazmaya karar verdim:)
şimdilik bu kadar dedim ya fikir adamıyım diye.Yakında başlıcaam:))

guvercin

blogcum sana köle kampından seslenmekteyim

dün ice bana anorganik dersinden sıkılıp bu sınıfta 80 florasan var didi ben o anda termoda dövüle dövüle kimya öğrenimi görüyodum - öğrencinin kafasına kafasına bastırma yöntemiyle eğitimi deniyolar - (ki eğitim şart dimi) ben de bu sınıfta yaklaşık yüz köle var didim ona

gülüzerdik isimli kız çocuğu şu an derste o diil de pazartesi sekiz buçuğa kadar sürdü dersi oysa o geceyarısı gelirim heral şimdi derse giriyoruz dediydi bana saat yedide:D

dün gece eğer vaktim olsaydı köle kampının göbeğinden seslenicektim sana yurttan bi ses olarak ama kısmet bu işler dimi ya dimi ya

bi de şu an öğrendiğime göre na2co3e fenolftaleyn katarsak nahco3 metil oranj da katarsak naclye kadar gidiyo. baştan metil oranj katarsak sonuna kadar gider kısaca

artık unutmıcam bunu bu platformdan paylaştığıma göre

oralarda silinicek bi yer varsa gelir onuda hallediveririz iki dakkalık iş hutacım (bebe burda onuda yanlış yazılmış de ayrı yazılmalı)

öptüm canım

4 Mart 2008 Salı

guvercin

fikrinizi soran mı oldu lan diyip güldüm özür diliyorum sayın hutalar hayır benim gibi hipopotamın önde gidenine (evet genelde sürünün önünde ben gidiyorum su sıcakmı bakıyorum) bakmayın yazın okuyalım merak ederim ben

huta dediin düşünmez huta dediin sık sık acıkır huta dediin aslında derse verilen beş dakikacık arada gidip hocanın olduğu tuvaletin kapısını açmayı becermese iyi olur ama elden ne gelir böyle şeyler oluyo huta dediin atar tutar huta dediin şöyledir böyledir cart curt

huta dediin vizeödevvize vizevizeödev ödevödevvize ödevödevödevödevödevödev


bide
gülüüüüüüüüüüz o tatlıdan yiyin emi çok dayanmazmış ooo yeni örendim

not: aklıma gelmişken önde önünde genelde ve aslındadaki deler birlikte yazılır bebebebebebebe

3 Mart 2008 Pazartesi

burak tan huta ya ,yorum bekliyoruz :):)

Compassion in the jungle, compassion in your hands..
Bazen, denir ki birinin gitmesine izin vermek, çıkıp gitmesine hayatınızdan, aslında kendini özgür bırakmaktır. Sevmediğin kişiyi senin zihninde tutan o bağlar o hayatını yaşadıkça seni de onunla beraber sürükler, uzaklara götürür, hiç bilmediğin diyarlara, zaten auraları uyuşmayan iki ayrı insanın birbirleriyle bağlantıları olmasa asla gitmeyecekleri kabuslara sürükler onları. Kişinin bütün gücüyle de denese kendisine yaşatamayacağı can acısını yaşatır peşine takıldığı kişi, yine de bırakmak o kadar zordur ki bırakana kadar insanlar ya intihar ederler, ya mahvederler hayatlarını, ya da eninde sonunda koşturan atın yularını bıraktıklarında yerlerde sürüklenmekten paramparça olmuşlardır, bir el kalmıştır geriye hala sımsıkı yuları tutan, geriye kalan kişilik, benlik, özsaygı, gurur, yaşam sevinci, onur gibi kavramlar yerdeki cam kırıklarına, çöp tenekelerine, araba lastiklerine kurban gitmiştir. Bırakmak zordur ki o kadar, bilinçaltımız maskeler yüzlerce defa, en zekiler, en gözü açıklar bile kanar onun pırıltılı rüyasına. Kimilerimiz bırakmamayı şövalyelik, onur, haysiyet gibi kavramlara itelelerler, onlarla bir görünür bırakamamak, ¨courtly love¨, bir nevi. Kimilerimiz ise hayali öykülerin kahramanlarında kendini ve sevdiğini bulur, o başkasını sevse de ¨seviyorum¨ demeyi erdem sayar, gururunu kırar, kutsal bir yolda hacı olarak görür kendini, ¨aşk¨’ın gücüne karşı duramaz, durmamalı der ölümlüler, neyiz ki biz karşısında Venüs’ün? Ama unutulmamalıdır ki Venüs’ü yaratanlar da insanlardır, ve insanın yarattığını yine insan yıkar. Kimilerimiz ¨ya benimsin, ya toprağın!¨ der, intikam ister bütün ruhuyla, intikam yakıcıdır, yutması zordur, soğuktur çünkü ama ondan da kötüsü insanın kendini intikam isteyebilecek kadar kötü biri olarak görmeye alışması daha da zordur. Ama nedir, intikam iyidir, tatmin eder, yapılması gereken ama yapılmayandır. Sonunda kendinizi intikam istediğiniz için kirlenmiş, ama yine de bıçağı eline alamayacak kadar iyi bir insan olarak bulursunuz evinizde, odanızda. Eh, Cesur Yeni Dünya. Bazılarımız da -ki onlar en kötüleridir- bir köşeye geçip ağlamak ister, amaçsız, sonuçsuz. Yaşam fazla gelir onlar kadar eksik insanlara, nedir ki onlar, insanlar’ın karşısında? Dünya karşıdır onlara aslında. ¨Kimse umursamıyor¨ derler, farketmezler ki içlerindekileri bilmeye muktedir değildir kimse, eğer dil lâl olmuşsa, kimse bakmaz gözlere, bilmezler. başkalarından beklerler anlaşılmayı o da bir türlü gelmez.. Nitekim nedenler farklı, sonuç aynıdır, derler ya, yağacak yağmuru durdurmaya muktedir kimse yoktur cihanda. Doğaya karşı gelinmez, kızlar her zaman ¨kız¨dır, erkekler her zaman ¨erkek¨. Ne gerek ki durdurmaya zaten, herkese hakettiğini verir doğa ana, haketmediğini elinde tutana hoş gözle bakmaz, çizer cetvelle üzerini keser yaşam düğümünü o ilişkinin. Doğaldır, bir çok insan vardır, bu sınıflara girer, ve daha da fazlası vardır, benim naçizane öngörümün ötesindedirler, onlar için konuşmaya ne dilim yeter, ne kalbim taşır. Bazılarımız bunlardan hiçbiri, bazılarımız hepsi birdendir. Ve, gitmesi gerekenin gitmesine izin vermek, kendini özgür bırakmaktır.

olay budur en hakiki öz hu ta

beklentisiz sevmeyi denediniz mi?
hiç beklentisiz sevdiniz mi?
yani "bugün telefon etmedi" demeden, "şu an nerede acaba?"
diye kendi kendinizi yemeden, "yaş günümü hatırlayacak mı
acaba?" diye bir beklenti içine girmeden...
sevdiniz mi hiç?
onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip ,
onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi?
yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip
ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,
"bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi
bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi" diye düşünüp.
onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve
kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç?
hiç beklemeden çalan bir kapıda,
onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?
beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden...
ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajının
tadına varabildiniz mi hiç?
siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar?
ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç?
"bugün beni hatırlamadı" yerine "hiç beklemiyordum,
senin geleceğini" diyebilmek ne güzeldir oysa...
onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek
ne güzeldir... sahiplenme duygusundan uzak,
sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?
yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile
kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize,
hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
beklentisiz sevin...
ben, beklentisiz seviyorum...
"niye aranmadım" diye düşünüp kendini kendinizi
yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir "seni özledim"
mesajı ile aşkı yakalayın..
beklentisiz sevin...
ben, beklentisiz seviyorum...
o, sizin sevgiliniz oldu için değil.
ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi
davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.
onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin...
sevgiye karışan "beklenti" denen illeti
hemen silin aşkın ak sayfalarından...
göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel...
göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik...
göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin
damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti
zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını..
ben, beklentisiz seviyorum...
onun nerede olduğunu merak etmiyorum...
"beni bugün neden aramadı" diye
geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda...
geleceğe dair hayallerim de yok zaten...
ben, sevgiyi yaşıyorum...
onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli,
o kadar kıymetli ki... gerçekleşmemiş ve
gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları...
beklentisiz seviyoruz...
sevdiğimiz için seviyoruz...
hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... anlık seviyoruz...deneyin... beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün...
beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız...

28 Şubat 2008 Perşembe

guvercin - yurttan sesler

son bir haftada açık adresim değişmiş olmasına rağmen hutacım sen pek değişmemişsin en son ben yazmışım
şu an gülüzü bekliyorum odadayım aslında şu an ben quize çalışsam bitse diye düşündüm hazır boşken ama bugün çok koşturduum için makinada bu opsiyonu eledim hemen
başka ne var
ben çok ödev yaptım ya:D evet

24 Şubat 2008 Pazar

guvercin

hutacım
bir geceyarısı ödevinde yine birlikteyiz
uykumu senne ve tüm her nerede yaşayan ve yaşatılanlarla paylaşmak istedim
öptüm canım

23 Şubat 2008 Cumartesi

Bebe

şimdi eskilerden çoooooook eskilerden bir şarkı gönderiyorum enözhakikigerçekhumuslu tartelete

gün güneşli
insanlar neşeli
sende gel oyna susam sokağında

dostluk ve sevgi sarıyor heryeri
gel katıl bize
verelim el ele

sev dünyayı
açılır her kapı
işte susaaam sokaııııı bıdıp bırıbırı

sev dünyayı
açılır her kapı
işte susaaaaam sokaııııııı bıdıpbııııp

böyle bişey olsa gerek

21 Şubat 2008 Perşembe

guvercinbedri














sevgili huta
itü türkiyede buzda dansın ismiymiş demin feysbuktan öğrendim
napıyoruuuz
deneyimlerimize bakarak doğruluyoruuuz
sona hutaya koşuuup
ey gelecek nesiller
biz ettik siz etmeyin demek içüüüün
koşuyoruz işte
amaç o
o diil de
evünüzde goltük takumu olabilüüüü
dekürüsyün

17 Şubat 2008 Pazar

çek elini

yav elinizi klavyeden çekin deken ciddi değildim arkadaşlar :D yazabilirsiniz :D ben yazdıktan sonra kimse cüret edememiş anlaşılan buraya yazmaya...
eheheh... biliyorum canavar cafer karizması var bende :D

çek elini

çekin ellerinizi klavyedennnn ben geldimm geceleri esen terörrr korkma huta sana birşey yapmam çünkü geceleri hemen uyuyakaldığım için terör doğudan hafif kuvvette meltem olarak esiyor :D doğu diyorum.. çünkü güneş bizim dağdan doğar.
bir hutanın bilmesi gereken yegane bilgi budur! bu bilgi onun en kıymetli hazinesidir :D
evet bütleri biten çek eliniyi artık durdurabilecek bir güç yok... gelmeyişim suskun olmuştu ama yazılarım muhteşem olacak !
lakin şimdi uyumalıyım aslında uykum yok :D gözümü dinlendireceğim efenim :)
hadü eyü geceleeee

16 Şubat 2008 Cumartesi

bahh

tilin ne merak ettiriyon lan kıracam bacaklarını

Bebe

Bu blogda hala hayat var :D

15 Şubat 2008 Cuma

C ve sütlü çay

Dün abuk bi tespitte bulundum(burdan sevgili tespite saygılar sunuyorum)şimdi dün duştayken, hayır duşta neden böyle şeyler düşünüyorum o ayrı tabi ama sevgili ingilizlerin benim tutkuyla bağlı olduğum birçok şeyi 'c' harfiyle başlattığını farkettim, ne işime yaradı o ayrı ama genede birkaç örnek vermek istiyorum; cinema,classical music,chocolate,coffee,cat ve dahada gider, tabi bu genellemeye uymayanlarda var ki bu bütün genellemelerin kaderidir neyse geçtim
Dün ilk defa sütlü çay yapıp içtim yıllarca neye benziyo lan bu salak şey dedikten sonra vakti gelmişti, he neye benziyomuş hiçbir şeye o ayrı,yada ben anlamadım ama çayın tadında pek ciddi bir değişiklik yapmış gibi gelmedi bana, bu denememde sense and sesibility'in çok büyük katkısı var burdan kendisine kucak dolusu ki benim kucağıma pek bişey dolmaz sevgiler gönderiyorum, film boyunca her türlü olayın ortasında bir karakter mutlaka
-bir çay koyuver
-bana bir çay ver
-bilmem kime bir çay ver
-çay alır mıydınız
-çay içseydiniz şeklinde alakasız bir giriş yaptı, hayır normal muhabbetlerin içinde neysede çok ciddi bir konunun ortasında bile rastayınca bu repliğe kendilerinin çayla çalışan robotlar olduğunu düşünmeden edemedim
-hanımefendi durum çok ciddi
-gerçekten mi? sebastian bi çay koy.demek o kadar ciddi?
şeklinde
ama tabi bunun üzerine ben ne yaptım filmi durdurdum ve bir çay koydum, hayır sebastian ben olduğumdan değil, canım çekti ve sebastian izinliydi, siz ingilizseniz bende türküm diyerek çayımı yudumladım filmin geri kalan kısmında
kendileri hakkında bu kadar konuşmuşken kendilerine özendiğimide söylemeden geçemeyeceğim, yıllar öncesinin kıyafetlerini bugüne moda yapan zihniyete sesleniyorum iğrenç taytları hakkettikleri o tozlu sayfalardan çıkarıp karşımıza dikeceğinize o dönemlerin kıyafetlerini moda yapın, buna çok çok sevinirim bende o elbiselerden istiyorum.
yazıma ingiliz olmasada tim burton'la karşılıklı çay içmek istediğimi söyleyerek son vermek istiyorum, isterse çayına sütte katarım
hepinizi seviyorum sevgili humuslu tarteletler ingiliz hükümeti beni yakmadan önce size bunu söylemek istiyorum acaba son isteğim olarak bana sütlü çay verirler mi?

14 Şubat 2008 Perşembe

guvercinbensenobizsizonlar

içimde karşı konulamaz bi toparlama isteği olduğu için ve yerimden kalkmaktan çok uzak bi yorgunlukta olduğum için buraya şöyle bi genel durum raporu yazmak herkesi bi başlık altında toplamak istiyorum girin bakim başlığın altına ıslanıcaksınız orda

şimdi bebe huta hakkında bildiğim şeyler salı günü dedikodu yapmış ve dün gece film izleyecekti beni yarım saat uğraştırdıktan sona galiba kapadı gitti tam hatırlamıyorum

enhakikigerçeköz humuslu tartelet pazartesi gene gidiyo. (noktanın altını çiziyoruz bidaha bidahaaaaa)

milek hutayı geçen gün unuttum akabinde bilekleri dikine kestim

gülüz huta yurtta bugün gördüm sevdin mi dedim yurt işte didi

beşinci kimdi ya.. kimi unuttuysam hay beni ev cinleri götürsün

gamzi hutanın bütleri bitti gamziiiiiiiiiiiiiiiiiii bigün buraya bakçanmııııııııııııı

o diil de annem demin hapşırdı iyi geceler dedim bu çok şey anlatıyo galiba tek başına

yok ya yorgun diilim bakmayın ilk hafta geçti alıştım ukum bile yok

benim lan benim beşinci

12 Şubat 2008 Salı

guvercin

uyucadım uyuyamadım bi çocuk beni aradı dergilerini istedi ben de rüya görüyorum sandım "dergilerinizi? benden istiyosunuz??" dedim evet dedi bi süre düşündüm sona anladım ordaki teze burda bi bu kızın adı yazıyo git ona sor öğren demiştir o da uyumaya çalıştığım saati beklemiştir

7 Şubat 2008 Perşembe

guvercin

bugünün büyük bi kısmını unutmak amacında olsam da seninle system shutdown anlarımdan birini paylaşmak istiyorum blogcum
bankada 40 küsür kişi bekledikten sonra kamp kurduğum köşeden kalktım üstüne üstlük zeki bi anımdı numaram 1. yerde yanmasına rağmen insanların 7de toplaştığını gözlemleyip oraya gittim. bir süre sonra kulağımda kulaklıklar bankacı amcaya ööööle bakmakta olduğumu farkettim. insanların böyle anlarına alışmış olacak ki bir süredir dudaklarının kıpırdadığını farkedip kulaklıkları çıkardığımda bana sabırla "bir işleminiz mi vardı bayan" dedi. içimden "yok size bakmaya geldim galiba çıkıcam şimdi işim bitti" diyecek kadar süre bekledikten sonra "kı..kıredi için gelmiştim" diyebildim o da bana giderek sinirleniyorum kendini bil sesiyle "ne kredisi" dedi

6 Şubat 2008 Çarşamba

asabiyim ben

sevgili humuslu tartelet,
bugün canım biraz sıkkın.neden acabaaa? dediini duyar gibiyim.Bugün ki asabiyetimin sebebi bi parça paradoks oluşturuyor.Bazı insanlara gereğinden fazla değer veriyor ve önemsiyorum.Beni kırmalarına maalesef izin veriyorum.Artık kırılmasam bile farkındayım etkileniyorum.Benim için önemsiz ve silik kişlere gereğinden fazla değer vermem ve artık vermek istememem ama yine de bu konu hakkında yazmam biraz saçma oluyo.Nese burası son nokta ossun.
bebebebebebebebebebe sini siviyoruuuuuum.bende be be istiyorum.Saksıda yetişen cinsinden vaamı sinin?

guvercin

blogcum demin yanımda dağlar devrildi ben de (ayrı yazılır bebe bağlaç olan de) önce iceye sona sana koştum
bi düzenek kurup telefonu tetikleyici olarak tam ortasına yerleştirmişim rapor gelince oda (oda birleşik yazılır bebe bildiğin oda) yıkılsın diye
telefon titredi ve titredikçe şarj kablosu onu ittirdi o yüzden titrerkene temas halinde olduğu bardağa vurup beni korkutan kesintisiz bi ses çıkardı bardak sidi kutusuna çarptı masa oynaştı sona artık bundan kaçınamam deyip baktım bişi yokmuş telefon çalmış

5 Şubat 2008 Salı

Bebe

Obsesifim, öğrendiğim üzere tdk dilinde takınçlıyım.Daha açık olmak gerekirse belli bir konu üzerinde gereğinden fazla ilgiliyim.konu mu? Tim Burton tabi, az önce bu herifi kendimden geçmeden en fazla 5 dakika izlediğimi farkettim ve sana sarılmaya karar verdim sevgili humuslu tartelet neden mi?ne bileyim ben yaaa..
Az önce tiramisu yaptım en sevdiğim sütlü tatlı denilebilir kendisine daha yemedim, umarım iyi olmuştur, sabah odamın tipini değiştirdim, omurgamın yamulmaya başladığını farkeden annem bana acımış ve bana yeni yatak almış olduğu için giriştim bu işte, eşyaların yeriyle falan oyandım, atılacak birşeyler aradım ki bulamadım hiçbişeyi atamayan ben gene aaaa bu bilmem nerde aldığım otobüs bileti, buda bilmem ne filminin bileti, aaaaa onu atamam oynadığımız oyunun kağıtları şeklinde tek tek bakıp,yerlerine koydum ve farkettim ki onlara sadece bişeyler atmaya çalıştığımda bakıyorum ,olsun seviyorum kalsınlar.
bu arada nedense belirtmek istedim, benim artık bi klaketim var.hıh(sema almış)böle evde eeennnnnnnnnddd ekşııııııın şeklinde dolaşıp, eğleniyorum, burdan yetkililere sesleniyorum,bana tim burton'ı getiriiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin, ay pardon araya karıştı şey ne diyodum, bana bir set ve bir kamera verin,yoksa rehineleri tek tek öldürürüm.Ay allahım gene saçmaladım.Yoo niye saçmalamış olayım ki babndır saçma.Babamı bu işe karıştırma.Baban bu işe çokta bulaştı adamım hatta beline kadar bu boka battı onu sen bile kurtaramazsın.Sen kimsin ya babamı nerden tanıyosun,laaaaaaaaann dağıtırım buraları.Ben senim adamım cinayetleri işleyen de sendin,beni sen yarattın.Sevgili blog ben kaçıyorum.

Sevgili csi amcalar bana inanmayın,onada inanmayın kimseyi öldürmüşlüğüm yok, yok illa biri gelecekse vorik yada gil gelsin,hepinizi seviyorum ve bu yazıyı olabildiğince az kişinin okumasını temenni ediyorum

Hiç hatam var mı cireeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeennnn???